1. Gün: BODRUM
Teknemiz kapılarını 15.30’da unutulmaz bir haftaya açıyor. Biniş saatinden önce Bodrum’a gelirseniz eşyalarınızı gönül rahatlığıyla ofisimize bırakabilirsiniz. Teknemiz, ziyaretçilerimizin akşam yemeği öncesinde ve sonrasında tarihi Bodrum şehrini keşfedebilmeleri için ilk gece limanda demirli kalacaktır. Halikarnas adıyla da bilinen Bodrum, insanlık tarihi boyunca dikkat çekici ve önemli bir kent olmuştur; öyle ki İlyada & Odysseia destanlarının yazarı tarihçi Herodot’un da doğum yeridir.
İşte Bodrum’un mutlaka görülmesi gereken sembolleri:
- Dünyanın Yedi Harikası’ndan biri olan Halikarnas Mozolesi (M.Ö 350),
- Rodos Şövalyeleri tarafından 14. Yüzyılda inşa edilen ikonik Aziz Petrus Kalesi,
- Dünyanın en büyük sualtı arkeolojisi müzesi olan Bodrum Sualtı Arkeoloji Müzesi,
- Hala konserlere ev sahipliği yapan 13.000 ziyaretçi kapasiteli amfitiyatro!
İnsanın içini ferahlatan begonvil süslü beyaz evleri ve rengarenk hediyelik dükkanlarıyla Bodrum, Ege sahillerinde bir cennet köşesi! Seyahate başlamadan önce MüzeKart edinmeniz ören yeri ziyaretlerini kolaylaştıracaktır. Kale girişinden temin edilebilir.
2. Gün: KNİDOS & PALAMUTBÜKÜ
Kahvaltının ardından dünyanın ilk nü kadın heykeli olmasıyla bilinen Knidos Afroditi’nin ve British Museum’da sergilenen heybetli Knidos Aslanı’nın evine doğru yola çıkıyoruz. Bir Karya şehri olan Knidos’un diğer önemi de, Ege ve Akdeniz’in kesişim noktasına kurulmuş olmasıdır. Yürüyeceğiniz alanın bir tarafında olabildiğine dingin ticaret limanına, diğer tarafındaysa şehrin eski düşmanlarını uzak tutan dalgaların dansına şahit olursunuz. Agora kalıntılarını, şarap ve eğlence tanrısı Dionysos’un, ilham perilerinin ve güzellik tanrıçası Afrodit’in tapınaklarını, zamanının (M.Ö. 360 civarı) en büyük güneş saatini burada görebilirsiniz. Knidos, büyük sanatçılar ve mimarlar yetiştirmiş bir şehir, Dünya’nın Yedi Harikası’ndan biri olan İskenderiye Feneri’nin mimarı Sosrates’in de doğum yeri. Farklı içkiler denemeyi seven ziyaretçiler, antik kentin girişinde bulunan restorandan Knidos birasının tadına bakabilirler.
Sonraki durak turkuaz mavi denizin sedir ağaçlarıyla birleştiği Palamutbükü plajı...
Öğle güneşi alçalmaya başladığında kendinizi serin sulara bırakabilir, Datça Yarımadası’nın keyfini sürebilirsiniz. İşte gurme gezginlere bir ipucu; Datça Yarımadası 3B ile ünlüdür: bal, badem (dünyanın en iyisi), balık. Denize sıfır bir masada kurulacak balık sofrası ve tadı damağınızda kalacak keçi sütü bal-badem dondurmaları için kendinizi hazırlayın! Bu seyahat doğa ve tarih içerdiği kadar, zengin bir damak tadı da vadediyor. Tekne, gece Palamutbükü’ne demirleyecektir.
3. Gün: DATÇA & KARGI
Sabah ilk durak rüzgardan korunaklı, turkuaz rengi suyuyla ziyaretçileri karşılayan Kargı Koyu. Özellikle şnorkelli yüzme ve dalış sporları için ideal olan koy, zengin sualtı yaşamıyla görsel şölen sunuyor. Kumsalda kaplumbağaları ve kurbağaları izleyebileceğiniz bir gölet mevcut. El değmemiş doğası ve güçlü ekosistemiyle Kargı, birçok açıdan oldukça özel bir destinasyon.
Kısa bir yolculuğun ardından Datça Yarımadası’nın ana beldesi konumunda olan Datça kasabasına demir atılacak. Datça, hem modern hem de şirin bir balıkçı kasabası. Marinaya paralel sokaklarda birçok denize sıfır balık restoranı ve hediyelik eşya dükkanı bulabilirsiniz. Şehrin içine doğru yürüdüğünüzde çeşitli konseptlerde kafeler ve canlı müzik karşınıza çıkar. Kasabanın üç plajı var, sahile uzanıp soğuk biranızı yudumlarken buz üzerinde taze bademin tadına bakabilirsiniz. Gece konaklaması Datça’da.
4. Gün: AKTUR & ÇİFTLİK KOYU
Datça’da yapılacak kahvaltının ardından uluslararası ödül almış prestijli “Mavi Bayrak” etiketine sahip Aktur Plajı’na doğru yola çıkılacak. Öğle yemeği, yüzme ve şnorkel süresince buradaki kumlu plajın keyfini çıkarabilir, okaliptüs ağaçlarının altında kahvenizi yudumlayabilirsiniz. Öğleden sonra bir başka Mavi Bayrak etiketli plaja, Çiftlik Koyu’na doğru yola çıkılacak. Şnorkelli dalış için uygun. Çam ve zeytin ağaçlarıyla çevrili koyda Asur, Makedon, Pers, Roma, Bizans, Selçuklu ve Osmanlı kalıntılarını görebilirsiniz. Kumlu plaj, günbatımının güzelliğiyle de ünlü. Karşınızdaki hoş manzarayı çeşitli kokteyllerle taçlandırabileceğiniz restoranlar bulunuyor, size kalansa arkanıza yaslanıp anın tadını çıkarmak!
5. Gün: SELİMİYE & BENCİK KOYU
Mavi Yolculuk’un beşinci günü usta bir ressamın tablosunda yaşanacak; çünkü güne Datça Yarımadası’nın en dar bölgesinde, Bencik’te başlanacak. Burası Balıkaşıran Koyu olarak da bilinir, “balıkların atladığı yer” anlamına gelir. Herodot’un yazılarına göre M.Ö. 540 civarında Knidoslular yaklaşmakta olan Pers saldırısının haberini alınca Bencik’e kaçarlar. Burada Datça Yarımadası’nın ada olarak savunulması için bir tünel kazmaya karar verirler ama plan işe yaramaz, bölge Pers kontrolüne geçer. Kuzeye doğru 30 dakikalık bir doğa yürüyüşünün ardından turkuaz suların ışıltısıyla göz kamaştıran Bördübet Koyu’na varırsınız.
Öğleden sonra, dağlar ve kayalıklarla çevrili muhteşem bir kasabaya demir atılacak: ikinci durağımız Selimiye (Hydas). Aslen Bulgaristan göçmenleriyle kurulan kasaba, adını 1. Selim’den alıyor. Su, burada turkuaz maviden kobalta geçiyor, sualtı yaşamını gözlemlemek için büyük bir fırsat doğuyor. Gözlükle daldığınız takdirde devasa bir akvaryumda bulunduğunuz hissine kapılabilirsiniz. Ayrıca Selimiye’nin lüks ve Akdeniz stilini yansıtan butiklerle dolu sahili, otuz dakikalık bir yürüyüşle gezilebilir. Sebze bahçelerine sahip köy evleri ve begonvillerle süslü butik otellerin doldurduğu sokak, fotoğrafçılıktan hoşlananlar için bire bir. Deniz kenarındaki restoranlarda organik Akdeniz mutfağının çeşitli mezelerini tadabilirsiniz. Eşsiz mutfağının ve denizinin yanı sıra, Selimiye Arkaik dönemden (M.Ö. 8.yy - M.Ö. 480) izler taşıyan bir açık hava müzesi! Selimiye’nin muhteşem manzarasını kuş bakışı izleyebilmek için tırmanabileceğiniz kalede ayrıca bir deniz feneri, gözetleme kulesi, manastır ve tiyatro da mevcut. Gece konaklaması Selimiye’de.
6. Gün: BOZBURUN & SÖĞÜT
Selimiye’deki kahvaltının ardından kekik balı ve 2000 yaşındaki anıt çınar ağacıyla (Platanus) ünlü Bozburun’a doğru yola çıkılacak. Bitkilere ilgili ziyaretçiler buradan çeşitli yağlar ve aromalar satın alabilirler, hepsi köy halkı tarafından üretilen organik ürünlerdir. Karya dilinde bu bölge Larymna ve halkı da “kum insanları” olarak geçer. Kalıntılar, yaklaşık 45 dakikalık yürüyüş mesafesindeki Asar Tepesi’nde görülebilir Ayrıca Bozburun, Bodrum ve Marmaris’ten sonraki en popüler gulet üretim merkezidir.
Rumlar Anadolu’da yaşarken Saranda olarak bilinen Söğüt köyü, el değmemiş doğası ve bozulmamış sıcacık Ege kültürüyle sizleri çağırıyor. Söğüt’ün en popüler gurme lezzetleri keçiboynuzu pekmezi, bal, badem ve bakla ürünleridir. Akşam yemeği ve konaklama burada yapılacak.
7. Gün: BOZUKKALE & KADIRGA KOYU
Kahvaltıdan sonra, körfezin tepelerini çevreleyen sur yapısını takip ederek Bozukkale’ye (Loryma) gidilecek. Kalenin 120 metre uzunluğunda ve 10 metre genişliğindeki kireç taşı duvarları hala sağlam. Kale, körfezin her noktasına hakim şekilde inşa edilmiş. MÖ 395’te Knidos, deniz savaşı öncesi bu körfezde hazırlıklarını yapmış çünkü rüzgara karşı da oldukça korunaklı bir alan. Ziyaretçiler kalıntıları keşfedebilir veya teknede kalarak kendilerini kobalt mavisi dingin sulara bırakabilirler.
Dalış tutkunları dikkat! Seyahatin yedinci günü akşam yemeği ve geceleme için Kadırga Koyu’na hareket edilecek. Kadırga Yarımadası’nın ucunda bulunan gemi batığı ve deniz feneri sualtı arkeologlarının ve dalgıçların gözde destinasyonlarından biri. Kadırga tipi gemi, 7. Ve 17. Yüzyıllar arasında Akdeniz’de kullanın askeri savaş gemilerine verilen isimdir; bölgenin ismi de kuvvetle muhtemel burada bulunan batıktan gelir. Koyun ortasındaki kayalık alanın çevresine şnorkel yapılmasını kesinlikle tavsiye ediyoruz!
8. Gün: MARMARİS
Kahvaltının ardından rotamızın son durağı olan Marmaris’e hareket edilecek. Öğlen saatlerinde toplanıp tekneden inmek için yeterli vakit yaratılacak, uçuş öncesi vaktiniz varsa bu güzel kıyı şehrini keşfetmenizi öneririz!
Karia’da Phyckos adıyla bilinen Marmaris, birçok medeniyete ev sahipliği yapan bir şehir. Ayrıca son kazılar şehirdeki yerleşimin MÖ 10.000 yılına kadar uzandığını göstermektedir. Herodot, yazılarında buradaki devasa bir kaleden söz eder. Marmaris Kalesi, Büyük İskender’in işgali sırasında hasar görür, daha sonra Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle Rodos seferi öncesi onarılır. 1798 yılına geldiğimizde ise Lord Nelson’ın Napolyon’a karşı savaşmadan önce donanmasını korumaya aldığı yer yine Marmaris Limanı’dır. Rum evlerinin arasındaki dar sokaklardan geçerek Osmanlı Dönemi’nden kalma bir cami ve kervansaraya ulaşabilirsiniz. Marmaris, büyük yat marinasıyla da ünlüdür.
Yukarıda belirttiğimiz güzergah sabit değildir, isteğe göre nerede kalınacağına, nerede yüzüleceğine ve nereye gidileceğine grup karar verebilir. Herkese keyifli tatiller dileriz.